biliyorum
yüreğin parçalanmış
yüreğimse yanık
yüreğimiz ölünceye dek
kanadı kırılan serçeye kanat olacak
gülçiçek…
(Ahmet Tan’ın “dağlara gün ışımış gülçiçek” şiirinden)

Yaşamı, umudu, sıkıntıları, dertleri, mücadeleyi ve daha nice kavramı yeniden tarif eden Ahmet Tan, yeni şiir kitabı ile tekrardan şiirseverlerle buluştu. İlk kitabı “Çiçekler Rüzgarla Çoğalır”ı 1988 yılında yayınlayan Tan, son kitabı olan “Dağlara Gün Işımış Gülçiçek” ile okuyucularına tekrardan merhaba dedi.

1967 yılında Erzincan'ın Esenyurt Köyünde madenci bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi.1 yaşında geçirmiş olduğu çocuk felci rahatsızlıgından dolayı ailesince ölecek diye 3 yıl kimlik çıkarılmadı.O inadına hayata tutunmayı başardı. İlkokulu kendi köyünde bitirdikten sonra girmiş olduğu devlet parasız yatılı okulları sınavı sonucu ortaokulu Nazilli de okurken girmiş olduğu okul işgali eylemlerinden sonra Denizli Lisesine sürgün edildi.Denizli Lisesini ve ardından Erzincan Lisesi'ni bitirdi. Girmiş olduğu üniversite sınavını kazanıp yoksulluk nedeniyle okuyamadı.Ardından İstanbul da çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı.1987 yılında Erzincan'a sınava katılmak için gittiğinde gözaltına alındı.3 gün yoğun işkenceler sonucu mahkemece serbest bırakıldı.1988 yılında ''Çiçekler Rüzgarla Çoğalır'' şiir kitabını çıkardı.1989 yılında Şeker Fabrikası Sınavlarına katılarak şeker fabrıkasında makine ressamı olarak çalıştı.Erzincan da SHP yöneticiliği ve İHD kuruculuğu ve dernek yönetiticiliği yaptı.Erzincan'da çeşitli demokratik kitle örğütlerinde faliyetlerde bulundu.Erhaz hazır giyim işçi örgütlenmesinde ve fabrika işgal eylemlerinde işçilerin yanında oldu.Şeker fabrıkasında ilk kez sendika yönetiminde demokratik işcilerin yönetime girme çalışmasını örgütledi ve bunu gelenekselleştirerek başardı.1993 yılında evlendi.1995 yılında ardarda iki kez örgüt yöneticiliği ve yardım yataklık suçlamasıyla eşi ve çocuğuyla gözaltına alınıp. yoğun işkenceler sonucunda serbest kaldı.6 yıl mahkeme ceberrutuyla sindirilmeye çalışıldı ve sonucunda beraat ettiler.O demokrasiye ve insan haklarına olan inancını hiç bir zaman yitirmeden demokratik anlamda mücadelesini demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütleri içerisinde yılmadan sürdürdü.2005 yılında emekli olup Antalya'ya 2 çocuk sahibi olarak yerleşti.Burada yılmadan enerjisini Yöresel Derneklerde,sivil toplum örgütlerinde ve Alevi kültür derneklerinde faliyetini sürdürdü. Antalya 'da yöresel derneklerin Hacıbektaş Vakfı öncülüğünde bir araya gelme ve platform oluşturma girişiminin içinde oldu.Şiiri bir yaşam biçimi olarak ele aldı.Onurun,Hınzır Paşaların karşısında eğilmezliğin ve pazarsızlığın bir erdem olduğunu düşünerek hayatına devam etmektedir