BIR ÇIFT YÜREK
Yazar : Marlo Morgan
Çeviren : Eren Cendey
Dharma Yayınevi
Kitabımız Amerikalı bir kadın yazar Marlo Morganın BIR ÇIFT YÜREK isimli kitabı.
Türkçeye Eren Cendey tarafından çevrilmiş ve Dharma yayınevi tarafından çıkarılmış.
Arka kapaktaki tanıtım yazısı aynen şöyle; BIR ÇIFT YÜREKAmerikalı bir kadının Avustralyada yaşadığı ruhsal yolculuğun öyküsüdür. Nomadik kültürden Aborjinler eşliğinde, kabilenin kendilerini adlandırdıkları şekliyle Gerçek Insanlarla birlikte dört ay süren ve çölü boydan boya katettikleri uzun bir yürüyüşe çıkar.
Bu süre boyunca, çölün çorak coğrafyasındaki bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir. Olağandışı insanlardan oluºan bu toplulukla yaptığı yolculukla Morgan, onların 50.000 yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliğiyle tanışır.
Macerasının ilk gününden itibaren çetin yol koşullarıyla mücadele eder. Dayanıklılığın her gün sınandığı bu zorlu yolculukta, karşılaştığı her zorlukla birlikte ruhu da değişime uğrar.
Aborjinler Onu kendilerinden biri kabul eder ve onun ºefket dolu öğretmenleri olurlar.
Öğretmenlerinden her insanın eşsiz niteliklerini ve içsel ruhunu takdir etmeyi ve kutlamayı öğrenirken bir yandan da güçlü doğal şifa yöntemlerine tanık olur. Böylece onların canlılar ile ilgili farkındalıklarının ne kadar derin ve anlamlı olduğunu da anlamaya başlar.
BIR ÇIFT YÜREK, yazarın kendi bastırdığı ilk basımından itibaren uluslararası bir bestseller olmuş ve tüm insanlığa eşsiz,zamanın derinliklerinden gelen güçlü bir mesaj iletmiºtir.
Eğer tüm varlıkların, aynı evrensel birliğin bir parçası olduğunu anlarsak, dünyamızı yokoluştan kurtarmak için geç kalmış sayılmayız. Var olan herşey inanılmaz derecede güzel ve hassas bir dengede bulunmaktadır.Eğer bu mesajı alabilirsek, o zaman bizim yaşamlarımız da Gerçek Insanların ki gibi bu yüce amaçla dolabilir.
Arka kapak yazısı bu şekilde bitiyor. Bazı ünlü yazarların kitapla ilgili düşünceleri de burada yer almakta. Kitapla ilgili bir fikir sahibi olabilmeniz için satırlar arasında rastgele yapacağımız yolculuğun onun olağanüstü güzel ve şasırtıcı dünyasını biraz olsun yansıtacağını umarak alıntılara geçiyoruz..... Bu kabileye katılma davetini ise yüreğimin ta derinlerinden gönderdiğim yardım çağrısı nedeniyle almıştım...insanını içinde yaşadığı dünya ve onun ötesindeki gerçeklikle yani ondan geldiğimiz ve gene oraya döneceğimiz boyutla olan asıl ilişkisini öğrenme hakkı kazanmış ve aralarına kabul edilmiºtim....
....Her bebeğe doğduğunda bir ad veriyorlardı ama yılların geçmesi ile bu ad gölgede kalıyor, kişi kendine yakışan adı özgürce seçiyordu. Kaldı ki alınan adlar da bir ömür boyu kişiye takılı kalmıyor, bilgelik, yaratıcılık ve belirleyicilik arttıkça yeni adlar kazanılıyordu.....
...Gerçek insanlar kabilesi asla yiyeceksiz kalmaz. Evren, onların zihinsel mesajlarını hiç bir zaman yanıtsız bırakmaz. Onlar dünyanı bereketli bir yer olduğuna inanırlar.
Sizlerin ve benim, piyano çalan bir kiºiyi dinlemek için bir araya gelmesi ve onu alkışlaması gibi, bu insanlar da doğada var olan herşeyi içtenlikle onurlandırırlar
....Yiyecek isteniyor, ortaya çıkması bekleniyor ve elde edildiği zaman da içtenlikle şükran duyguları sunuluyordu. Kabile her yeni güne; ışık, kendileri, arkadaşları ve dünya için Tanrısal Birlike teşekkür ederek başlıyor....
...Kimi zaman özel isteklerde bulunuyor ama bunu mutlaka Eğer benim ve çevremdeki her türlü yaşam formlarının hayrınaysa dileğiyle sona erdiriyorlar....
...Çevreden gönderilmiş bilgileri alıyorlar, bunları çözümlüyorlar ve sonra da bilinçli bir biçimde eyleme geçiyorlardı. Sanki evrenden gelen mesajları alabilen minik bir göksel alıcıya sahiptiler......Bir gecelik uykuyla yenilenmenin, bir yudum suyla susuzluğumu gidermenin ve tatlıdan acıya uzanan lezzetlerle doymanın tadını çıkarmaya başladım...
...Burada bizim sosyal güvencemiz asla düzenini bozmadan doğup batan güneşti....
...En beklenmedik gösterilerde, yaşamın tüm formlarının birliğini ve güzelliğini görmeye başladım....
....Kendimi bağışlamayı, yargılamamayı, ama geçmişten ders almayı öğrenmem gerekiyordu.
Bana kabul etmeyi, içten olmayı ve başkalarının da aynını yapabilmesi için kendimi sevmeyi öğrettiler....
...Bu -Birlik- içerisinde herºeyin bir amacı vardır. Yanıgılar, yanlışlar ya da kazalar yoktur.
Sadece insanoğlunun anlayamadığı şeyler vardır...
...Bu insanlar beni olduğum gibi kabul etmişlerdi....Koşulsuz bir şekilde kabul edilmenin ne demek olduğunu anlıyordum.
...Onlarla doğum günü pastaları ve leziz kremalar hakkında da konuştuk. Bir Mutantın(insan) ömrüne düşen zaman diliminde, ne çok yapay, yüzeysel, geçici, süs amaçlı, tatlandırılmış amaç peşinde koştuğu işte bu pasta kremasıyla gösterilebilirdi.....
...Peki dedim ben de,Sizler neyi kutlarsınız?
Daha mükemmel olmayı. Bizler eğer geçen yıla oranla daha iyi, daha bilge olmuşsaki bunu kutlarız...
....Aslında hiç bir yerde, hiç bir hekimin, hiç bir zaman diliminde, hiç bir ülkede, tarihin hiç bir döneminde herhangi bir hastalığı iyileştirmemiş olduğuna eminim. Herkesin Şifacısı kendi içindedir....
...Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve çember kapanmamışsa, bu yaşamının başka anlarında yinelenecektir. Bir kez değil dersini alana dek defalarca acı çekersin. Incelemek, öğrenmek ve olanlardan ders alarak bilgelik kazanmak iyidir.....
...O sabahın erken saatlaerinde kırılan kemiği yerine oturtan iki yerli hekim bedene mükemmellik düşünceleri gönderme çalışması yapmışlardı.... Hasta onların şifasını almaya hazır ve açıktı, beklemeden ve tamamiyle iyileşeceğine inancı tamdı....
....Iyileşmenin zamanla hiçbir ilgisi yoktur. Dediler bana.Iyileşme de hastalık da bir an içinde oluºurlar.....
...Eğer bir kişi yedi yaşındaki inançları ile otuzyedi yaşında kendini hala iyi ve mutlu hissediyorsa, bu kişi ömrünü boşa harcamış demektir. Eski düşüncelerden, alışkanlıklardan, inançlardan ve sırasında eski arkadaşlardan sıyrılmak gereklidir....
...Hiç bir şey boşa harcanmıyordu.Her şey doğada yenidenbir dönüşüme uğruyor ve toprağa geri veriliyordu. Bu arkamızda tek bir çöp bile bırakmadığımız bir piknikti....
...Bu kadının adı Mutluluk Verici idi; onun yaşantısındaki yeteneği oyunlar icat etmekti....
...Bir olmak, hepimizin aynı olması anlamına gelmez. Her varlık biricik ve özgündür....Insanlar çeşitli hileler yapabilirler ama sonunda herşey doğru yere gelecektir. Bazılarımız düz bir yol ararken, bazılarımız dolambaçlı yollar katetmekten hoşlanırız....
...Oysa gerçek ºudur ki,tüm yaºam fek bir yaşamdır....Sadece tek bir ırk, değişik gölgeler vardır.
...Sen birinin canını acıtırsan kendi canını acıtırsın. Birine yardım edersen kendine yardım edersin.... Atalarımız, doğmamış torunlarımız, her yerdeki tüm yaşam, bunların tümü birdir.....
...Insanlar kızgın, bezgin, kendileri için üzgün veya korku dolu oldukları zamanlar yaşıyor sayılmazlar. Soluk almak canlı olmayı belirlemez. Bu, öteki insanlara hangi bedenin gömülüp hangisinin gömülmeyeceğini göstermeye yarar, o kadar!.....
...Bir sınavı geçmenin tek yolu bu sınava girmektir. Her düzeydeki sınav sen onu geçene dek şu veya bu biçimde yinelenir....
...Bunu almaya ve vermeye açık olabilirsek, dünya yiyecek ve su sunmak için tereddüt etmiyordu....
...Bir Aborjin adı kazanmama az kalmıştı. Benim birden çok yeteneğim olduğunu düşünüyorlardı ve kendi kültürüme sadık kalarak, onları ve onların yaşama bakış tarzlarını çok sevdiğimi anlamışlardı. Bu yüzden bana Bir Çift Yürek adını verdiler....
...Bu yürüyüşe belki gönülsüz bir öğrenci gibi başlamıştım ama şimdi burada, sadece toprağın, gökyüzünün ve kadim yaşamların var olduğu........bu yerde, bu deneyimi yaşamış olmamın benim için ne denli değerli olduğunu kavrayabiliyordum....
Belki bu alıntılar size seçilmiş gibi gelebilir, bir kısmı öyle de zaten ama şuna inanın ki kitabın her sayfasında öğrenecek yeni ve olağanüstü bir şeyler var. Tamamının didaktik ve sıkıcı tasvirlerle dolu olduğunu sakın düşünmeyin. Güzel bir düş gibi bir anda okuyup bitirilecek kadar sürükleyici ve bir daha başucunuzdan ayıramayacağınız kadar etkileyici bir kitap.



