yazgısı elinden çalınmış adam gözyaşlarım; her kazma vuruşunda budanır ocağa düşen ter sırtımda hançer düşlerim; yetim çocukların çığlığı yüreğimse yine grizuda kalır lakin, bilirim ki gece korkunç sabah güneşe sarılarak uyanılır....
duyuyor musun bir dağ eteğinin ölümcül güncesi sesini yolla bağdaş kursun sessizliğime çiçeklerini topla buketlerinle gel düğünlü ölümlerime haykırmalısın bu ölü toprağa fırtınalarınla karanlığın ufku açılsın menekşe kokularında yıldızları derle güneşi kucakla hünerli ellerinle gözlerin uyansın şafağın mahmurluğu yansın o günler sen uyanınca gelecek duymuyormusun dağlara gün ışımış gülçiçek....